Çınaraltı Kafe'de gerçekleştirilen organizasyona çok sayıda parti üyesi ve protokol üyesi katıldı. İşte Aday Şenol'un o açıklamaları: "Sayın protokol, basınımızın güzide mensupları, buralara uzak yakın demeden teşrif eden, bizleri yalnız bırakmayan herkes, hemşerilerim hoş geldiniz. Tarihe altın harflerle yazılacak bu gece çok önemli bir hadiseye şahitlik edecek. 33 yaşında bir kardeşiniz olarak İzmir'in Karşıyaka ilçesinde doğmuş ve ilk ve ortaokul eğitimleri orada tamamladım. Yüksek öğrenimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi İlahiyat fakültesinde tamamladım.
2 yılık görev sürecimde çok güzel işler başardık. 400'den fazla ıslak imzalı üye formu oluşturduk. Kentimizle ilgili toplam 44 projeye imza attık. Bu başarının asıl kahramanları aramızdaki görünmez kahramanlarımızdır. Ben ilçe yönetimindeki kahramanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu imkansızlıklar içerisinde nasıl mücadele veriyorsunuz diyenlere biz biliyoruz ki Kürşad Çin esaretinden kurtulmak için 40 çerisiyle Çin'i bastığında aynı imkansızlık içerisindeydi. Gemileri karadan yürüten Fatih Sultan Mehmet aynı imkansızlık içerisindeydi. Ama onlar yılmadı ve tüm engellere rağmen başardılar. Ve son defa Gazi Mustafa Kemal de aynı kadere sahip değil miydi?
Kıymetli kardeşlerim, rahmetli Erbakan hocamızla birlikte başlayan ve muhterem başkanımız ile devam eden görüşümüz, küllerimizden doğarak küresel güçlere karşı hodri meydan diyebilmektir. Milli görüş, maliyete zam değil maaşlara zam demektir. Milli görüş yaradanı, yaradandan ötürü sevebilmektir. Milli görüş yandaşa ayrı, vatandaşa ayrı hizmet etmek değildir. Dünya 5'ten büyük diyenlere Türkiye de 5'ten büyük diyebilmektir. Şairin de dediği gibi:
"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
Boğamazsın ki!
Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?"
Ülkemizin siyaseti hakkında sizlere bir şeyler söylemek istiyorum. Şimdi söyleyeceğim 3 soruyu akşam evlerinizde düşünmenizi istiyorum.
Almanya 1945 yılında 2. Dünya savaşından çıkıyor ve başkentleri işgal edilmiş durumda. Bu Almanya 1965 yılında bizim ülkemizden kendi ülkesine işçi götürüyor ve dünyanın en büyük ekonomileri arasında giriyor. Japonya 1942 yılında 2 atom bombasıyla karşılaşıyor. Bu Japonya 1970 yılında ekonomik olarak dünyanın en büyük güçlerinden biri oluyor. Bizim 1950 yılında destek gönderdiğimiz Kore bugün 4 telefon, 5 araba fabrikasına sahip ülke. Peki bizler 1923 yılında Atatürk'ün temellerini attığı ülkede 100 yıl sonra büyük eksiklere sahibiz. Biz neden 100 yılda bir yerlere gelemedik?
1996 yılından önce türlü hükümetler oldu. 1996 yılından sonrada hükümetler geldi. 1996 yılından önce ya da sonra kurulan hükümetlerin hiçbirisinde neden bize Erbakan hocamızın yaptığı kadar çiftçiye, emekliye zamlar yapmadı?
Millet olarak dürüst siyaset istiyoruz. Biz bunu isterken ne kadar samimiyiz. Gerçekten istiyor muyuz? Eğer bunu istiyorsak bu memleketten bir Muhsin Yazıcıoğlu geçti. %1.5'u geçemedi. Neden bu adamı desteklemedik?
Partilerin kendisinde hiçbir keramet yoktur. Keramet partilerin düşüncelerindedir. Bizim görüşümüz Milli görüştür. Biz hangi parti bu işi yapar demiyoruz. Biz bu görüşü benimseyen parti işi yapar diyoruz. Ama görüyoruz ki bu görüşü sadece Yeniden Refah Partisi benimsiyor.
Katıldığınız için herkese çok teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Allah'a emanet olun."