TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN

KIRMIZI İL KALMADI

MİDE KÜÇÜLTME İŞLEMİNİ KONUŞTUK

KORONA SONRASI KALICI AKCİĞER HASARININ ÖNLENMESİ!

31 MAYIS SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ

DÜNYA ŞAMPİYONU MAVİ HOSPİTAL’DE

DÜNYA ŞAMPİYONU SAĞLIKTA MAVİ HOSPİTAL’E EMANET

SAĞLIKTA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI GEREKLİ!

23. dönem Ak Parti Manisa Muzaffer yurttaş’ın bu haftaki konusu sağlıkta yeni bir bakış gerekli diyerek başladı sözlerine.

23. dönem Ak Parti Manisa Muzaffer yurttaş’ın bu haftaki konusu sağlıkta yeni bir bakış gerekli diyerek başladı sözlerine.

Yıllardır Tıp fakültelerinde “Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır” denildi. Ama tedavide hep basmakalıp uygulamalar yapıldı. Her tansiyon hastasına aynı ilaçları yıllardır içirmeye çalışmanın dışında hangi yeni yöntem uygulandı? Şeker hastalarına insülin ve haplar dışında ne önerildi?

Tüm dünya bir araya geldi ama bir grip ile baş edemedi. İmmün sistemi güçlendirmek için beslenmenin önemine vurgu yapan hekimler yerine havanda su dövenler televizyon ekranlarına çıkartılmaya devam ediyor. Basit bir bilgisayarı bile üreten mühendis onun içine koruyucu sistemleri ve yazılımları yüklerken, “Biz insanı en güzel şekilde yarattık” diyen Allah’ın insan bedeni içine yerleştirdiği koruyucu mekanizmalar hiç dikkate alınmadan tedavi planlamalarının yapılması ne derece anlamlı?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; ilaç sektörünün esiri olmaktan doktorlar kurtulmalıdır. Koruyucu hekimlik tedavi edici hekimliğin önüne geçirilmelidir. İnsan bedenine bütüncül bir yaklaşım tarzı belirlenmelidir. İnsanın maddi bedeni yanında mana bedeni ve ruhu, elektriksel ve enerji bedeni, hormonal bedeni gibi beden yapılarının bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi ve bu beden yapılarının tümünün denge içinde sağlıklı çalışmasının gerçek sağlık olduğu prensibi ile insana yaklaşılmalıdır.

Anadolu coğrafyasında var olan 12 bin çeşit şifalı bitkinin büyük bir imkan olduğu unutulmamalıdır. Yıllarca insanlara hap yutturan kişilere tek bir kelime itirazda bulunmayanlar “insan vücudu İçin çörekotu yağı ve zerdeçal faydalıdır” diyen birine karşı saldırmaktan vazgeçmelidir. Cennet gibi bir vatanda olmak nasıl nasip ise ülkemizde bulunan bu şifalı bitkiler de büyük bir fırsat ve nasiptir.

Üniversitelerimizin tıp fakültelerinde her hekime sağlıklı ve dengeli beslenme eğitimleri en önemli derslerden biri olarak okutulmalıdır. Tedavi ederken beslenme ve hayat tarzının düzenlenmesi hekimler tarafından hasta ve yakınlarına en ayrıntılı şekilde anlatılmalı, öğretilmelidir. Çok ve sık yemek yerine aralıklı ve dengeli beslenmenin, az ve kararında yemenin önemi üzerinde durulmalıdır. Bugünkü dünyada açlıktan ölenlerin sayısının çok üzerinde tokluk ve şişmanlıktan kaynaklanan ölenlerin bulunduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Barsaklarımızda ve vücudumuzda var olan doğal floranın önemi, probiyotik beslenmenin gerekliliği bilimsel olarak kesin olarak ortaya konmuştur. Doğal ev yapımı turşu, ev yapımı yoğurt ve köy tarhanasının birer eczane olduğu gerçeği bilinmeli ve buna göre bir beslenme alışkanlığı desteklenmelidir.

İnsan vücudunda var olan dengenin bozulmasına neden olan kimyasallar, tarım ilaçlarının kalıntıları, radyasyon yayıcılarının zararlarını önlemeye yönelik çalışmaların insan sağlığının bir parçası olduğu bilinciyle hareket edilerek yapılan çalışmalar dikkatlice yapılmalıdır.

Bozulan bir dengeye yüklenmekle vücuda verilecek her şeyin dengeyi daha da bozabileceği düşünülerek önce dengenin sağlanması İçin vücudun toksinlerden arınması, sonra dengenin yeniden tesisi ve eksik olan mineral ve vitaminlerin yerine konulması şeklinde bir yaklaşım ile tedavi planlanmalıdır. Bu tedavilerin tümü yeterli tıp eğitimi almış hekimler tarafından yapılmalıdır. Hücre yapısı hakkında tek bir bilgisi olmayan, mitokondrilerin önemini bilmeyen, merdiven altlarında sağlık hizmeti verdiğini iddia eden şarlatanlara bir kurumun dur demesi gerekir.

Uzun süreli açlıklarda ve oruçlarda vücutta oluşan otofaji denen yöntemi ve vücuttaki sağlıklı hücrelerin hasta hücreleri ve zararlı atıkları yediğini göstererek Nobel Ödülü alan Japon bilim adamının yaptığı çalışmaları ülkemin üniversiteleri neden yapmaz diye düşünmeden edemiyor insan. Hipokrat yemini yaparak mezun olan ülkemin öğrencilerine İbn-i Sina, Merkez Efendi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, İbnün Nefis neden öğretilip anlatılmaz?

Zeytinyağı cenneti olan ülkemizde bu yağın faydaları neden ön plana çıkartılmaz? Yıllarca bu ülkede süt tozu yardımı adı altında insan bedeninin zehirlendiği gerçeği neden sorgulanmaz? Gün geçtikçe artan obeziteye karşı önlemler almak yerine neden zayıflama ameliyatları ve zayıflatan ilaçlar tek çözüm yöntemi olarak sunulur? En ücra köy kahvesinde ayran bulunmazken nasıl kola, enerji içeceği, şekerli içecekler dolaplarda yerini alır ve reklamları büyük tabelalarla milletin gözüne sokulmaya çalışılır?

Genetiği değiştirilmiş ürünler gün geçtikçe daha fazla insanlığı hasta etmeye devam ederken, doğal tohumlarımız ve Anadolu coğrafyasında yetişen binlerce çeşit doğal otların bir şifa kaynağı olduğundan neden bahsedilmez?

Mısır şurubu ile üretilen tatlılarla insan bedeni zehirlenirken arıcının elinden tutulup caddenin baş köşesinde dükkan açması neden sağlanamaz? Makarna, çikolata reklamları ile oyalanan insanlara neden reklamın altında hızla geçen küçücük yazı ile uyarılar yapılarak güya görev yerine getirildi anlayışı ile reklama izin verilir? Alkol ve sigara ile mücadele ciddi mücadele yerine neden televizyon dizilerindeki ve sinemalarda elindeki sigara veya alkol kadehi sislendirilerek yasak savma kabilinde uygulama ile önlemler alınmaya çalışılır?

Özümüze ve kendimize dönmeliyiz. Doğaya sahip çıkmalı, sağlıklı tarım üretimini ön plana çıkartmalıyız. Sağlıklı beslenmek kadar sağlıklı yapılar ve sağlıklı yerleşim yerlerinin de önemli olduğu bilinciyle bir mimari anlayışı hayata geçirmeliyiz. Kullandığımız kaplar, kullandığımız eşyalar sağlığımıza nasıl etki ediyor diye düşünmeliyiz. “Yerli malı yurdun malı” slogan olarak kalmamalı, yerli üretim yaparken en kalitelisi ve en sağlıklısı nasıl olur diye de düşünerek çalışmalıyız.

Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Doğayı korumak, ata tohumlarına sahip çıkmak, sağlıklı bir nesil yetiştirmek, yerli ve milli olanı desteklemek, tedavide yeni bir bakış açısı geliştirmek hepimizin görevi diye düşünüyorum. Sağlık ve huzur dileklerimle sizleri selamlıyorum.

 


Haber Kaynak : haber merkezi