TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi olan Başevirgen, gölün kurumasının hem bölge halkını hem de doğal yaşamı derinden etkilediğini belirtti.
Manisa’nın Salihli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırlarında yer alan, “Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan” statüsündeki göl, yaklaşık 5-6 yıldır tamamen kuruydu. Özellikle son haftalarda etkili olan yağışların ardından göl yatağında yeniden su birikmeye başlaması, bölge halkında temkinli bir umut oluşturdu.
Balıkçılar Göç Etmişti
Gölün kurumasıyla birlikte en büyük darbeyi Gölmarmara’da geçimini balıkçılıkla sağlayan vatandaşlar aldı. Birçok aile ya farklı illere göç etti ya da hayvancılık ve yevmiyeli işlere yöneldi. Bölge sakinleri, gölün yeniden eski seviyesine ulaşması halinde balıkçılığa dönmeyi ve ilçenin ekonomik olarak yeniden canlanmasını bekliyor.
Başevirgen, “Gölmarmara’yı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Bu mesele yalnızca su meselesi değil; ekmek, geçim ve yaşam meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Ekosistem Alarm Veriyor
Marmara Gölü’nün kuruması yalnızca ekonomik değil, ekolojik sonuçlar da doğurdu. Yaklaşık 400’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan bölgede göç yolları değişti, su kuşlarının büyük bölümü alanı terk etti. Uzmanlar, gölün uzun süreli kurak kalmasının Gediz Ovası üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor.
Başevirgen, gölün geçmişte olası yangınlarda su kaynağı olarak kullanıldığını hatırlatarak, bugün böyle bir imkânın kalmadığını ifade etti.
Yağış Yetmeyebilir
Ziraat odası temsilcileri ve uzmanlar ise gölün kalıcı biçimde canlanabilmesi için yalnızca yağışların yeterli olmayabileceği görüşünde. Demirköprü Barajı ve Gördes Barajı gibi çevredeki su kaynaklarından kontrollü besleme yapılması gerektiği belirtiliyor. Toprağın suya doyması sonrası yaklaşık 20 gün süreyle dış kaynaklı destek sağlanması halinde gölün yeniden eski görünümüne kavuşabileceği ifade ediliyor.
1992 yılında da benzer şekilde kuruyan Marmara Gölü’nün yoğun yağışlarla tekrar dolduğu hatırlatılırken, mevcut iklim koşullarında yalnızca yağışa bağlı bir toparlanmanın zor olduğu vurgulanıyor.
Bölge halkı ise göl yatağında biriken suyu dikkatle izliyor. Yeniden hayat bulan her su birikintisi, hem ekonomik hem de ekolojik açıdan yeni bir başlangıcın işareti olarak görülüyor.